İstanbul'daki Malatyalı İsmail Ağa Camii 1609 da yapılmış olmasına karşın halen ayakta.
Sahilinde ve yorgun yokuşlarında yüzlerce tarihi eserleri yaşatan Üsküdar'da Malatyalı İsmail Ağa tarafından yaptırılan cami ve hamamın varlığını üniversite öğrenimi için İstanbul'da bulunan oğlum Hasan ve Oğuzhan'ı Üsküdar'daki evlerine ziyarete gittiğimde öğrenmiştim. 2021'in ilk günleri Üsküdar'a yeni gelmiştim. Yine beton bir kafesteyim. Birkaç gün sonra fotoğraf makinesini alıp İsmail Ağa camisine gitmek için dışarı kaçtım. Evden yokuş aşağı yürümeye başladım.
Her taraf beton bina, apartmanlar. Gökyüzünde martılar uçuyor. Deniz yaklaşık bir kilometre uzaklıkta. Karacaahmet mezarlığı civarında olmamıza rağmen deniz görülmüyor. Plansız caddeler, sokaklar, apartmanlar kale duvarı gibi set olmuş. Sokakta iki tarafta yan yana park etmiş arabaların arasında yavaş yavaş yürüyerek beş on dakika sürmeden bir avuç yeşil alanı olan dönme dolap parkının bitişiğinde yokuş iki yolun kesiştiği yerde camiye ulaştım.
Çevresindeki ahşap binalar yıkılarak yerine sevimsiz binalar dikilmiş. Caminin kapı numarası Malatya'nın trafik plakası (44) ile aynı oluşu dikkatimi çekti. Kendi kendime gülümseyiverdim. Nasıl denk gelmiş. Yoksa bilerek mi bu numarayı vermişler?
Türkiye taşıt il plaka kodları, il isimlerinin alfabetik olarak sıralanmasıyla meydana getirilmiş ve yeni tarz plakalar Kasım 1962'den itibaren taşıtlara takılmaya başlanmıştır. Malatya trafik plakası kodu 67 il içinde 44.sırada olduğundan bu rakam verilmiştir. Malatya’nın en önemli simgelerinden biri kayısı ile birlikte tanınan 44 trafik kodu, hangi görüşten, inançtan, ırktan olursa olsun Malatyalıların birlikte olduğu ortak rakamdır. Malatyalılarda garip bir 44 takıntısı var. Malatyalılar 44 plaka öyle benimsemişler ki; dört dörtlük insanların yaşadığı yer demektir. Telefonlarının son iki rakamını 44 olarak alan, işyerlerine 44 yazılı tabela asan Malatyalılar yurt dışında, başka şehirlerde araba alsalar plakalarının son iki rakamı 44 almanın gururunu yaşar. Yolda araba plakasında 44, rakamı olan herhangi bir araba görseler heyecanlanır. Seyir haldeyken korna çalarak selamlar ve mutlu olurlar. Eğer araba park halinde ise hemen arabaya yanaşır içinde kim varsa "hemşerim Malatyalı mısın" diye iletişim kurar.
Caminin civarında yıllar önce Malatya'dan gelip yerleşerek bir koloni kurmuşlar. Caminin dört bir yanını dışarıdan görünümünün fotoğrafını çektikten sonra ahşap kapısından içeri girdim. Caminin içerisinde derin bir sessizlik. Demir çerçeveli pencerelerden yoğun güneş ışığı giriyordu içeriye.
Malatyalı İsmail Ağa Camii 1609 da yapılmış olmasına karşın halen ayakta. Cami çok sade ve kesme taş işçiliği ile bina olmuştur. Çatısı kiremit örtülüdür. Minaresi de kesme taştandır. İç mimarisinde ise daha çok ahşap işçiliği ağır basmaktadır. Kadınlar kısmına çıkan merdivenler ahşaptır. Giriş ana kapısı ve içeriden girilen cemaat kapısı çift kanatlı ve ahşaptır. Demir ay yıldızlı kapı anahtarı mekanizması dikkat çekicidir. Yerler yekpare halı kaplıdır.
Sahnı 60 m2 olan bu küçük mabedin yekpare mermerden yapılmış güzel bir minberi ve mihrabı vardır. Cami alt üst pencerelerden ışık alır. Mihrabı niş şeklindedir. Minberin ön tarafına düşen tavandan sarkıtılmış avizeden içeriye ayrı bir görünüm veriyor. Tavan ahşap sekiz köşeli yıldız motifi ve geometrik çıtalarla süsleme yapılmış.
Caminin hazire kapısından içeri girdim. Hemen sol tarafta iki eski mezar, biraz ilerisinde yeni yapılı tuvalet, ve imam evi yapılmış Eser zaman içinde uğradığı restorasyonlarla orijinal özelliklerinden bazılarını kaybetse de manevi havası hala taşımaktadır. 400 yıllık geçmişi ile bu ata yadigarı kubbesi de biriktirdiği hatıraları ve Osmanlı imparatorluğunun geçmişi Türkiye Cumhuriyeti Devleti aldığı emaneti paylaşmaya devam ediyor. Caminin karşısında İskender Baba Hazretleri ve Tekkesi içinde yeşil örtülü upuzun sandukaların içinde ölülerin mezar taşlarının kocaman kavukları vardı.
Üsküdar’ın kendine has özellikleri arasında bulunan ve Boğaz'ın diğer yakası Beşiktaş'tan bile duyulan, her camiden ayrı ayrı makamıyla okunan ezan semaya yayılıyordu. Malatyalı İsmail Ağa caminin alt sokağında bir de hamamı var. O da çalışır durumda. Sokak dar yokuş ve eğri. Kaynaklarda tarihi İpek Yolunun buradan geçtiği belirtiliyor.
İsmail Ağa Çeşmesinin, fotoğraftan anlaşılacağı gibi, sarnıcı olduğunu söyledikleri bölüm muhafaza edilebilmiş. Kervanlar gelip geçerken Çeşmenin biraz altındaki yalaktan su içerlermiş.
Malatyalı İsmail Ağa Camii ya da Ağa Camii Tarihçesi
İstanbul'un Üsküdar ilçesinin Ahmediye Mahallesi'nde yer alan, Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi bir cami. Ağa hamamı mevkiinde, Şair Nailî Sokak ile Dönmedolap Sokağı'nın birleştiği yerdedir. Cami, apartmanların arasında kalmıştır. Dönemin Bâbüssaâde Ağası olan Malatyalı İsmail Ağa tarafından 1619 yılında yaptırılmıştır. Bânisinin adıyla da " Malatyalı İsmail Ağa Camii" diye anılır.
İsmail Ağa'nın kabri Malatya'da değil, Rodos Adası'nda Kumburnu tarafındaki Murat Reis Camii haziresindedir. Ailenin devamı Malatya'da yaşamaktadır.
Minaresi 1926 yılında bir yıldırım düşmesi sonucu hasara uğramışsa da tâmir görmüştür. Zamanla harap duruma gelen caminin 1902 yılında. Yıldız sarayı muhafızlarından Şevket Paşa tarafından ciddi bir şekilde onarılmıştır. Caminin kapısı üzerinde kitabede yazılmıştır.
Caminin giriş kapısı üzerindeki kitabede şöyle yazıyor:
Beş vakitte cemâ'atle salât oldukça eda
İde Gufran bâni-yi evvell'ü sâniye Hudâ
Esasen bin on sekizde yaptı' İsmail Ağa'
Ba' dehy ihyâ câmi'in Şevket Paşa
1320
Çeşmenin yapılış tarihi Hicri 1118/Miladi/ M.1706 – 1707 olarak belirtiliyor.
Üsküdar’da Gündoğumu caddesi ile Dönme Dolap sokağının kesiştiği köşedeki Malatyalı İsmail Ağa Camii’nin duvarına bitişik olarak yapılan bu çeşme mermerle kaplıdır. Biri kemerinin üstünde diğeri altında olmak üzere iki kitabesi vardır. Kemerinin üstündeki kitabe şöyledir:
İnşa Kitabesi;
“ Bu çeşmeyi ve bu cemiiye-haneyi rıza-ullah için ve sevâbını hazret-i Resûl-ullahın rûhi şerîfleri içün cemi-i ehl-i iman ervahiyçün hazret-i Kur’an tilavetine bina itdiren merhum Sultan Ahmed Han’ın iç kilerinin Kethüdası olan Malatyalı Derviş İsmail Mehmed rahmet-ullah-ı alyehim acma’in”
Kemerinin altında ayna taşı baştan başa dolduran tamir kitabesinde şu yazıyor:
“ Çeşme ta’mir oldu geldi bu kavme izzet
Hazretin yüzü sûyiyçün diledi âb-ı sıhhat
Bin yirmi altı oldu târihi bu çeşmenin
Mü’mininden kim içerse ola cânına rahmet
Gülnüş oldu bu hayrâta dûş
Teşne-dil târih-i ta’mirin didi
Âb-ı safı lebi çeşmede nûş” (1118)
Bu kitabelerden anlaşıldığına göre çeşme 1026 yılında I. Ahmed’in iç kiler kethüdası Malatyalı İsmail Ağa tarafından yaptırılmış. 1118 yılında kethüdalarından Gülnuş Hatun tarafından tamir ettirilmiştir. (alıntı Su Vakfı)
****
İsmail Ağa camisinin Hazire kapısının üzerinde bulunan kitabe ise Hicri:1285 Miladi 1869 tarihli. Kitabede şu yazıyor:
“El-fâtiha
Şâm-ı şerîfte Kıymeriyye'de kâin el-imâm el-ârif er-rabbânî ve'l-gavsü'l-kebîr es-Semadânî ebû'l-mevâhib ve'l-fütûh Hazreti Sa'adeddîn el-Cabâvî el-Hüseynî eş-Şeybânî evlâdlarından ve hankâh-ı feyz-i iktinâhî süphânîde nişînî el-merhûm es-seyyidü'ş-şeyh Muhammed ibn-i es-seyyidü'ş-şerîf eş-şeyh Emîn Sa'adeddîn.
Teveffî leyletü'l-cum'a fî 25 Zî'l-hicce Sene 1285
[8/1 11:29] “

Ağa Hamamı çalışıyor
Ağa Hamamı, 1609 yılında akağalardan Dârü’ssaâde Ağası olan Malatyalı İsmail Ağa tarafından yaptırılmıştır. Üç tarafında soyunma odaları olan hamam iki katlıdır. Tavanı, içten oval görünen ahşap bir kubbe ile örtülüdür. Çatısı kiremit döşeli olup, çatıdan yükselen sekizgen bir çatı fenerinden bol ışık alır. Hamam, 23 Ekim 1798 tarihinde büyük bir sel felaketine maruz kalmış ve az yukarısındaki kabristandan mevtalar ihraç olmuş ve taşlar ile kemikler hamamı doldurmuştur. Birçok yıkımlar ve tamirler geçirerek, günümüzde de hizmetine devam eden hamam, cuma günleri semte pazar kurulmasından dolayı Cuma Hamamı olarak da bilinmektedir.

Not:
Kapı Ağası (Babussaade Ağası, Ak Ağalar Başı), Osmanlı sarayında, padişahın çalışma mekanı da olan Enderun bölümü ile tüm Osmanlı saraylarının başı olan beyaz ırka mensup hadım yönetici idi.
Kızlar ağası ya da Darüssaade ağası, Osmanlı Devleti'nde haremden sorumlu olan yüksek düzeydeki görevliye verilen isimdi. Kızlar ağası padişah ve sadrazamdan sonra Osmanlı Devleti'nin 3. en yüksek görevlisiydi.