You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.
Ne Nemrutmuş!
Selahattin GÖKATALAY
Nemrut Dağı…
Ankar Dağlarının 2 bin 100 küsur metrelik zirvesinde, günümüzden yaklaşık 2 bin yıl önce, bugünkü Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep’i kapsayan Kommagene Ülkesinin kralı Antiochos’un yaptırdığı Açık Hava Tapınağı ve buradaki devasa heykelleriyle ünlü, tek kelimeyle muhteşem, bir mekan.
Buraya ‘Nemrut Dağı’ adının verilmesi aslında tamamen günümüz insanlarının, yani bizlerin, marifeti. Buradaki Nemrut’un din kitaplarında geçen ve Hz. İbrahim’e zulüm ettiği söylenen Nemrut karakteriyle hiç ilgisi yok.
Nasıl mı?
Tarihçiler “…Büyük İskender’in ölümünden sonra imparatorluğunun dörde bölündüğünü, bunlardan biri olan Suriye merkezli Selevkosların Aşağı Fırat bölgesini kapsayan başkenti bugün baraj suları altında kalmış Samsat (efsanevi kurucu Samos’un adından esinlenerek verilen ad) Kommagene’yi sınırları içerisine kattığını, Samos’la birlikte Kommagene krallarının merkezdeki siyasi karışıklıklardan yararlanıp, diplomasiyi de kullanarak iktidarlarını kurduklarını, Nemrut’u yaptıran Antiochos zamanında bu politikanın zirveye ulaştığını, Antiochos’un bu nedenle ülkesinin birçok yerinde yaptırdığı ‘tapınakçık’ ve Arsemia ve Nemrut gibi devasa tapınaklarla dönemin süper güçleri Pers ve Roma-Helen dinlerine gösterdiği saygıyı vurguladığı, bunu yaparken kendi halkının yerel dinlerini de işin içine kattığını, kız alıp-kız vererek işi daha sağlama bağlamak istediğini, böylece hem bağımsızlığını korumak hem de ‘emperyal’ güçleri ürkütmemeyi amaçladığını” yazarlar.
Ne var ki bu hem Musa’ya hem İsa’ya yaranma siyaseti fazla etkili olmamış, Kommagene bir süre sonra Roma’nın vassali haline dönüşmüş.
Nemrut Dağıyla ilgili araştırmalar-çalışmalar yapmış Prof. Dr. Sencer Şahin’in ifadesine göre burası bitmemiş bile…
Kommagene’nin ömrü kısa sürmüş, insanların yerleşim yerlerindeki eserleri zamanla yok olmuş, Arsemia’da bulunan tapınak sökülüp bir manastırın yapımında kullanılmış. Bunların içerisinde bir tek Nemrut Dağı korunabilmiş çünkü binlerce yıl insanoğlu, belki avcılar ve çobanların dışında, oralara gidememiş, gitme gereği de duymamış. Deyim yerindeyse Nemrut kuş uçmaz-kervan geçmez “dağın başıymış”, kışın 3 adam boyu kar yağan yerlerden “ne köy olurmuş ne kasaba”.
1881 yılında Karl Sester isimli bir Alman Nemrut Dağını, Colomb’un Amerika’yı keşfetmesi türünden, keşfetmiş. Gördüğü eserler karşısında o kadar büyülenmiş ki heykellerin oturtulduğu kaidelerin-tahtların arkasındaki yazılara bakmayı bile akıl edememiş, bunların Asur heykelleri (Asur o yıllar arkeolojide büyüleyici bir sözcükmüş) olduğuna hükmetmiş.
Sonra Otto Puchstein gelmiş, Karl Humann gelmiş, Antiochos’un demeçlerini deşifre etmişler, ardından Osman Hamdi Bey heykelleri incelemiş. Araya 2 adet dünya savaşı girince kimse arkeolojiyle-bilimle uğraşamamış. 2. Büyük Savaşın ardından Amerikalı Theresa Goell ve Alman Karl Doerner gelip Nemrut ve Arsemia’da araştırmalar-kazılar yapmışlar. Son dönem Sayın Sencer Şahin’in ve ismini buraya yazamayacağımız birçok değerli bilim adamı da çalışmışlar.
Bütün bunları niye yazıyoruz? Nemrut konusunda yazılmış bilimsel içerikli birçok kitap, çok sayıda makale-araştırma mevcut. Ayrıca yakın yıllarda yönetmen Tolga Örnek ciddi bir belgesel film çalışması yaptı ve Tanrıların Tahtı Nemrut Dağı adıyla yayınladı.
Kısaca açıklamaya çalıştığımız gibi buranın Nemrut’la hiçbir şekilde alakası olmamasına karşın, iki satır kitap karıştırmaktan, okumaktan nefret derecesinde uzak duran sevgili halkımız heykellere bakıp “put ula bunlar…” dediler ve üzerine Nemrut masalını boyadılar. İlginçtir yöre insanının ezici çoğunluğu halen burasının Nemrut Tapınağı olduğuna inanıyor.
İnanın, post-modern çağlarda yaşananlara baktığımızda, bizim de burayı malum Nemrut’un yaptırdığına inanacağımız geliyor. Sanki Nemrut-Antiochos (!) bizlerin arasına nifak tohumu ekmek için o tapınağı ve heykelleri kasten oraya koymuş.
Düşünsenize siz bir eser tesis edeceksiniz. Ama onu öyle bir yere yapacaksınız ki neredeyse 2 bin yıl sonra insanlar bunun yüzünden birbirine girecek, anlamsız polemiklerle toplumlar arasında gerginlik yaratacak, insanlar birbirine düşman olacak. Eğer Antiochos Nemrut Dağını 2 kilometre ileride, Pütürge’ye bağlı Büyüköz köyü sınırları içinde bir yere veya sadece 1 kilometre aşağıda Kahta sınırları içerisine yapsa kimsenin bir derdi olmayacaktı. Merhum Antiochos gide-gele öyle bir zirve bulmuş ki dağa hem Malatya’dan hem Adıyaman’dan ulaşabiliyorsunuz.
İşin kara mizahı bir yana ne kadar muhteşem bir ülkede yaşadığımızın farkında mıyız?
Şüpheli…
UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesinde Türkiye’den 9 eser var, ülkemiz bu açıdan Dünya Şampiyonu ve Nemrut Dağı da bunlardan biri.
Peki biz ne yapıyoruz? Birbirimizi yiyoruz.
Özellikle Nemrut gündeme gelince, Adıyaman kaynaklı siyasette ve medyada akla hayale gelmedik değerlendirmeler yapılıyor.
Radikal Gazetesinden Sayın Sırrı Süreyya Önder de bu kervana katılanlardan. Şahsen biz Sırrı Beyden bunu beklemezdik. Entelektüel birikimine, Beynelmilel gibi nitelikli bir filmi yapmasına bakarak akil hareket etmesini, sağduyulu olmasını beklerdik. Demek bir Adıyamanlı için Nemrut söz konusu oldu mu “sigortalar” atıyor, “akıl” Nemrut Dağından bile yüksek tepelere firar ediyor, en aklı başında olması beklenen bile “senaryo yazıyor”!
Sayın Önder’in yazısını okumuşsunuzdur. Barajdan tekneyle oradan karayoluyla Nemrut’a gitme projesini eleştiriyor. Eleştirilebilir, bir şey diyemeyiz. Bu projenin fos olduğunu da kanıtlayabilirsiniz, başka gerekçelerle yerden yere vurabilirsiniz…
Ama bu işi getirip misyoner cinayetine dayamak neyin nesi?
Buna Türkçede en net ifadeyle “bel altından” vurmak deniyor.
Şimdi biz kalksak bireysel seyahat eden turistlerin elindeki kitaplarda, bunların en çok itibar edileni Lonely Planet (Yalnız Gezegen) kitabından şu ifadelerin tercümesini şuraya taşısak:
“…Kahta, Nemrut Dağında bulunan muhteşem eserleri keşfetmek için kasvetli bir yer. Burada önceliğin neye verildiğini, ilçedeki en göze çarpan, ışıklarla aydınlatılmış petrol çıkarma maketini gördüğünüzde anlıyorsunuz. Turistler 10 yılı aşkın süredir Kahta’ya geliyorlar ancak gözüken o ki bunların bıraktığı paranın tek kuruşu altyapıya harcanmamış: Kaldırımlar çatlak ve karman-çorman, her yerde çöpler var ve elini uzatan her çocuk bir turist gördüğünde para* istiyor.” (2010 baskısı, 645. Sayfa, para sözcüğü özgün metinde Türkçe yazılmış).
Bununla da yetinmeyip aynı kitaptan (Sayfa 651) şunu eklesek:
“…Kahta’nın her zaman kazıklayıcılık gibi kötü bir şöhreti oldu ve halen size bir teklif yapıldığında dikkatli olmanız gerekiyor. Her zaman heykellerin yanı sıra neyi göreceğiniz ve ne kadar süre kalacağınızı kontrol edin”
Yakışık alır mı?
Almaz… Biz bu ifadeleri okurken ne Kahtalı ne Adıyamanlı kardeşlerimizin büyük çoğunluğunun o tür yollara itibar etmediğinden eminiz. Bunu yapanlar mutlaka azınlıktır.
Bu noktada bir şüphemizi dillendirelim:
Turizm sektöründe bu işlere bulaşanlar, Nemrut’ta turist sayısı her yıl azaldıkça, özellikle yabancı turist sayısı, “Malatya gazı” veriyor olabilir mi?
Bilmiyoruz, sadece bir olasılık, kanıtlama şansımız yok.
Sayın Önder kendince Malatya’yla epey dalga geçtiği yazısında Kürt-Ermeni savaşlarından bahsetmiş. Hangi kaynaklar bundan bahsediyor bilemiyoruz. Başka tarihte başka yerde bu tür bir savaş çıkmış olabilir de söz konusu Nemrut Dağı olunca, Kommagene Krallığı olunca, öyle bir şey yok. Biz yok dediğimiz için değil de, deyim yerindeyse bu işin kitabını yazanlar öyle bir şeyden bahsetmiyor. Ayrıca Sayın yazar birçoğunun düştüğü hataya düşüp Antiochos’u Nemrut’la karıştırmış yanlış anlamadıysak.
Kavgayı, dövüşü, polemiği, tarihçiliği, bel altı vuruşları bir yana bırakıp, Nemrut Dağı eksenli turizm değerlendirmelerini daha sağlıklı yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. En azından aşağıda belirtilen noktalar dikkate alınarak:
· Tarihsel anlamda Nemrut Dağındaki eserleri yaptıran kültürün, yani Kommagene Krallığının, Malatya ile ilgisi yok. Coğrafya ve kültür Fırat’ın alt yakasına ait. Adıyamanlı hemşerilerimiz yüreğini ferah tutsun, Nemrut kendilerinin. Sadece Nemrut değil Arsemia, Cendere Köprüsü, Karakuş Tümülüs gibi muhteşem eserler de onların coğrafyasında. Bunlar Nemrut turunu güzelleştiren, özel kılan diğer özgün eserler.
· Buna karşın Malatya 1980’lerden beri Nemrut’a turist taşıyor. Bunda ise başrolü ne Malatya’nın ilgili daireleri ne siyasetçiler ne başkası oynadı. Malatya’dan Nemrut’a turist gitmesinin baş sorumlusu Pütürge’nin Büyüköz köyünden bugün yaşı 70’e yaklaşan Şevket Aydın’dır. Şevket Dayının öyküsü en az Kommagene kadar özgündür ve geçmişte sitemizde yayınlanmıştır. 1970lerde Kahta tarafında turistlere çay satarken Kahtalılardan dayak yiyen Aydın, bunu sizin yanınıza koymam diyerek İstanbul’a gitmiş, orada hamallık yapıp orada 4 ev alacak para biriktirmiş ama kariyerine devam etmeyip köyüne dönmüş ve turizmi başlatmıştır. Yani Nemrut Dağına Malatya’dan turist gidiyorsa bunun Türkçesi “Kürt inadı”dır. Adıyamanlılar gidip bunun hesabını o tarihte Şevket Dayıyı dövenlerden soracaklar.
· 80li yıllarda Malatya’dan çok sayıda turist Nemrut’a gidiyordu. Günde 10 minibüsün kalktığı oluyordu ve bu yöre şartlarında çok iyiydi. Aynı yıllar Adıyaman’dan da çok yüksek sayılarda, belki Malatya’nın 10 katı, turist gidiyordu. Türkiye’de turizm yeni başlamıştı, turist kendi başına seyahat ediyordu, seyahat acenteleri gündemde değildi, sayı yüksekti.
· Zamanla ülkede turizm sektörü büyük gelişim ve değişim gösterdi. 90’lardan sonra seyahat acenteleri-tur operatörleri devreye girdi. Turistlere daha uygun koşullarda ve yalnız gezebileceğinden çok daha düşük fiyatlara hizmet sunmaya başladılar. Malatya ve Adıyaman bu eğilimi yeterince algılayamadılar, eski yöntemlerle turizm olur sandılar, hizmet kalitesi operatörlerin beklentisine uygun olmadı. Hal böyle olunca yabancı turist sayısı giderek düştü. Düşmeye de devam ediyor. Bu gidişle daha da düşecek.
· “Bizim çok güzel eserlerimiz var. Nasıl olsa turist gelir?” demekle işlerin yürümeyeceği ortada. Malatya ve Adıyaman’ın, ister ayrı ayrı ister birlikte, “neden Nemrut’a yeteri kadar turist gelmiyor” konusunu irdelemesi daha gerçekçi.
· Adıyaman’ın Malatya üzerinden turistler gidecek korkusu aslında yersiz. 2010 rakamlarına bakıldığında, Nemrut Dağına Malatya tarafından giriş yapan yerli-yabancı turist sayısı (bilet sayısına göre) 15 bin civarında. Bilet satışında yerli-yabancı ayrımı yok ancak bu rakamın yaklaşık yüzde 10’unun yabancı turist olduğu belirtiliyor. 1.500 turist için Adıyaman’ın bu kadar kıyamet koparmasına gerek var mı?
Sonuçta ne Malatya’nın ne Adıyaman’ın turizm işini doğru yaptığı söylenemez. Bu işi doğru yapsalar, düzgün hizmet sunsalar bu kadar muhteşem eserleri görmeye belki yüz binlerce turist gelecek.
Asıl üstünde durulması gereken budur; Nemrut’un kimin olduğu, turistin hangi güzergahtan gidip-gitmeyeceği değil.
You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.
| Tweetle |
|
You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.
Site İçi Arama
You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.
You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.
You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.
Diğer Haberler...
En Çok Okunanlar
"Malatya'da 4 İlçe Kapatılacak!" Türkiye genelinde 47 ilçenin bu statülerine son verilmesinin gündemde olduğunu, bunlardan 4'ünün Malatya'da
Pasajda Cinayet İlçe merkezinde bir kişi uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. 42 yaşındaki şahsı öldürenin yakalanması için
2 Milyar Dolarlık Servete Ulaştı Malatyalı işadamı.. Rusya’da yaptığı müteahhitlik işleriyle adını duyuran ve bugün 2 milyar dolarlık kişisel servetin
S Plakalı Tepki.. Malatya’da S plakalı minibüs şoförleri, haksız yere ceza kesildiği iddiasıyla Malatya Belediyesi önünde eylem
Obama'nın Kürecik Talimatı ! NATO Zirvesi'nde, radarı Malatya Kürecik'te konuşlandırılan balistik füze savunma,...
İşte Vergi Rekortmenleri Malatya Vergi Dairesi Başkanı Ersin Özkan, Malatya'daki vergi daireleri ve ilçelerdeki mal müdürlüklerine verilen 2011 yılına ait
Evi Cephanelik Gibi.. Arapgir ilçesinde 42 yaşındaki İbrahim Işıkgün isimli çobanı öldürdüğü iddiası ile aranan şüphelinin evinde
Çete Operasyonu.. 39 Gözaltı Malatya'nın da aralarında bulunduğu 5 ilde yapılan operasyonlarda, banka kredileri ve tarım desteklemelerinde
'İkametlerinizi Arguvan'a Alın ki..' Yeni Büyükşehir Yasası nedeniyle nüfusu 10 binin altına düştüğü için kapatılacak ilçeler arasında yer alan Malatya'nın Arguvan ilçesinin...
"Ben İstanbul'a Adayım" İnönü Üniversitesi 'nin rektörlük seçimlerine ilişkin kulisler, Hürriyet Gazetesi'nde Yalçın Bayer'in köşesinde
Bunu da Gördük!.. Ekiplerin çalışmaları yarım bırakmasına tepki gösteren esnaf öyle bir şey yaptı ki görenler
"Malatya'da 4 İlçe Kapatılacak!" Türkiye genelinde 47 ilçenin bu statülerine son verilmesinin gündemde olduğunu, bunlardan 4'ünün Malatya'da
Stad Temeli Atıldı... Malatya'da yapımı Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından üstlenilen 25 bin kişilik stadyumun temel atma töreni,
AKP'de Yeni Yönetim AKP Malatya il örgütünün 4. olağan genel kurul toplantısı yapıldı. Yönetimde kimler var?
Pasajda Cinayet İlçe merkezinde bir kişi uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. 42 yaşındaki şahsı öldürenin yakalanması için
Bugünkü Gazetelerin 1. Sayfası
You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.
You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.




